Osman Bey için

Yazan: Nazan Yakışkan

Ben sadece amirimi değil; ağabeyimi, çok sevdiğim bir insanı, dert ortağımı kaybettim. Osman Bey’i, Hazine Müsteşarlığı’nda göreve başladığım 2001 yılında tanımıştım. 2002 yılının sonbaharında onun sekreteriydim. 27 yıllık çalışma hayatımın 12 yılı, onun gibi bir idareciyle çalışmanın mutluluğu ile geçti. Gerçekten de Osman Bey’le çalışmak bir ayrıcalıktı. Bizlere değer verir ve bunu da hissettirirdi.

Gülen yüzüyle başlardık işimize her sabah. Kahvaltı yapmadan gelirdi işe Osman Bey. Bazen ben, bazen de o alırdı simitleri. En güzel kahvaltımızdı çay ve simit.

Yoğun iş temposuna rağmen, yakınlarımı tek tek sormayı, ihmal etmezdi. Annem kalp hastasıdır benim; 2009 yılında beynine pıhtı attı. En zor günlerimde yanımda Osman Bey ve eşi Çiçek Hanım vardı. Kendi hastayken bile annemin sağlığı onun için önemliydi.

Ben Osman Bey’le çalışmaya başladığımda kızım 10 yaşındaydı. Onu yalnız büyüttüğüm için ergenlik dönemini çok zor geçirdik. Bana destek yine Osman Bey ve Çiçek Hanım oldu. “Sen yaşadığın zorluklar nedeniyle gerginsin, Elif’e yumuşak davranmazsan kendinden uzaklaştırırsın, o senin çektiğin maddi zorlukların farkında olamayacak kadar küçük. Kızını kaybetmek istemiyorsan, yaşadıklarını ona yansıtmayacaksın” derdi. Bunu sanırım ancak bir ağabey söyleyebilir. Şimdi kızım 22 yaşında ve ben Osman Bey’i dinlemiş, onun beni yönlendirdiği gibi kızımı yetiştirmiş olmanın mutluğunu yaşıyorum.

Hiç kimse bilmezken, diğer sekreter arkadaşımla ben, ikiz bebek beklediklerinin müjdesini almıştık. Benim için en özel günlerden biridir bu gün. Kendimizi “Emed Ailesi”nin bir parçası; en yakınlarından daha yakın, sırdaşları, dostları gibi hissetmiştik. Bebekler için nasıl heyecanlandığının, onlar için ne güzel hayaller kurduğunun en yakın tanıkları bizler olduk. Sevinçle, coşkuyla bekledik bebekleri, sanki aileden birleri gibi.

Şimdi, bebekleri gördüğü, onları kucağına aldığı için, hatta erken doğum günü kutladığı için şükrediyorum. Tabii ki pek çok “keşke” var. Ama hayat bu, maalesef elden bir şey gelmiyor.

Yaşama veda ettiğinin haberini ameliyat olduğum için benden sakladı yakınlarım ta ki, cenazenin kalkacağı güne kadar; nasıl üzüleceğimi, kabullenmekte nasıl zorlanacağımı bildikleri için. Gerçekten de öyle oldu; inanamadım, inanamadım. Hala da inanamıyorum. Hayatımda bu kadar çok sevdiğim bir yakınımı hiç kaybetmedim çünkü ben.

Mert ve Onur babalarını hiç tanımayacaklar. Onun, onları nasıl umutla, sevinçle, heyecanla beklediğini, yıllar sonra anneleri sevgili Çiçek Hanım’dan öğrenecekler.Ama biliyorum ki, böyle bir anne babanın çocuğu  olmanın gururu ile yaşayacak, onlar  gibi iyi birer insan olacaklar.

Yaşam devam ediyor. Ben rapor süremi tamamlayıp, işime başladım bugün; ama çok sevgili amirim, ağabeyimi, Osman Beyi bir daha göremiyeceğim. Ve ben sanırım bir daha severek hiç simit yiyemeyeceğim…

Huzur içinde uyuyun Osman Bey; hep kalbimizde olucaksınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s