İki kardeşiz biz

Biz iki kardeşiz. Ama önce kısaca annem ve babamın evliliklerinden bahsedeceğim.

Annem ve babam İş Bankası’nda tanışırlar. Babamın o bankaya girmesi hikayesi ilginç. Şöyle olmuş. Türk Ticaret Bankas’ında çalışırken o dönemin tanınmış profesörlerinden Zeyyat Hatiboğlu’na rastlar. Prof. Hatiboğlu babama, yabancı dil bilen bir eleman arıyan İş Banka’sına başvurmasını tavsiye eder. Babam da gider Fikret Bey (Anlı) ile görüşür. “Genel Müdürlükte kimi tanıyorsun” diye sorar Fikret Anlı. Bunun üzerine babam masadan kalkar. Fikret bey şaşırır, “Neden” diye sorar . Tam bir İstanbul beyefendisidir babam, doğru bildiği yolda kimseye ödün vermeyen bir kişiliği vardır. “İşe girmek için illa birini mi tanımam gerek?” diye cevaplar soruyu.  Fikret bey “tamam, otur” der. Maaş pazarlığı yapılır. Anlaşırlar. Fikret Anlı babama “Madem ki kimseyi tanımıyorsun, senin adamın ben olacağım” der.

Babam bankacılık hayatına atılmadan hemen önce (Adana, 1946)

Babam bankacılık hayatına atılmadan hemen önce (Adana, 1946)

Bir süre sonra İş Bankasında şube teftişi için müfettiş olurmusun diye teklif gelir. Babamın ilgisini çeker ama tereddütlüdür. Mezun olalı 8 yıl geçmiştir. “Olur mu?” der. “Olur” derler. Dilekçesini verir. Ama bu başvuruyu Fikret Anlı’ya danışmadan yapmıştır. O zaman genel müdür yardımcısı olan Anlı bu işe kızar ve haber gönderir, Oktay’a ben izin vermem diye. Ama babam kimseden izin istememiştir. Sonuçta yoğun iş temposu altında müfettişlik sınavına evde çalışır.  Ve imtahanı birincilikle geçer.

Müfettiş olarak yeni görevine başlamadan önce Fikret Anlı’ya gider babam ve yaptıkları için sağol der. Fikret Anlı adaylığını kutlar, öpüşürler. Ve babam  1956 yılı başında İş Bankası İzmir Şubesi’ne müfettis muavini olarak gider.

Annem de aynı şubede memur olarak çalışmaktadır.

img092

Annem İş Bankası İzmir Şubesi’nde – 1953

Ancak babam İzmir’de sadece bir ay kalır. Çünkü İş Bankası müfettişlik sınavına girerken -büyük bir olasılıkla Fikret Bey’den izin çıkmadığı için-  o günlerde müfettişlik sınavı açan Ziraat Bankası’nın da imtihanına girmiştir. İzmir’e gideceği günlerde bu sınavı birincilikle kazandığı haberi gelir. Ziraat Bankası babamla konuşmaya başlar, ve sonunda rızasını alır. Oktay Emed İş Bankası’ndan ayrılarak Şubat sonu Ziraat Bankası Karaköy Şubesi’nde işe başlar.

Babamın İş Bankası teftiş hikayesi ve İzmir görevi kısa sürmüştür ama o ne olduysa da işte o bir ayda olmuştur.

Annemle bir süre mektuplaşırlar. Babam teftiş için Anadolu’yu gezmektedir. 20 Temmuz 1956 yılında İzmir’de Nezihe Teyzemlerin evinde nişan yapılır.

Nişanlılık dönemi- İzmir, Ağustos 1956

Nişanlılık dönemi- İzmir, Ağustos 1956

Ama nişanlılığı da fazla uzatmamaya karar verirler. Müfettişin işi hep yoldadır sonunda. Hatta babam evlilik işlemleri için Ezine Evlenme Şubesine başvurduğunu anlatır. O sırada Çanakkale’de teftiştedir çünkü.

21 Aralık 1956’da da Beyoğlu evlendirme dairesinde nikah kıyılır. Düğün ise İstanbul Maçka Palas’daki evde olur.

Annemle babamın nikah davetiyesi- 21 Aralık 1958

Annemle babamın nikah davetiyesi- 21 Aralık 1956

.

Düğün Maçka Palas'daki evde  yapıldı

Düğün Maçka Palas’daki evde yapıldı

Osman 27 Ocak 1958’de doğdu. Ben 5 yıl sonra 7 Eylül 1963’de dünyaya geldim. İkimiz de İstanbul’da, şimdi Alarko Holding’in genel müdürlüğü olarak kullanılan eski Şifa Yurdu’nda doğduk. İstanbul’un, hatta dünyanın en güzel yerlerinden birisidir orası.

Ankara’ya gelişimiz babamın işi dolayısı ile 1964 veya 1965 yılındadır.

İlkokulu Kavaklıdere’de ortaokulu Mimar Kemal’de okuduk. Yalnız ben ilkokul 5inci sınıfta Teğmen Kalmaz’da idim. Osman ortaokuldan mezun olduğu zaman Mimar Kemal’in lise kısmı yoktu. Bu nedenle o ortaokuldan sonra Ankara Atatürk Lisesi’ne gitti. Ben ise bir-iki yıl sonra açılan Mimar Kemal Lisesi’nde devam ettim.

Osman parlak ve başarılı bir öğrenciydi. Çıtayı çok yüksek bir yere koyduğu için o seviyeyi aşmak mümkün değildi. Ben de bu yüzden seviyeyi daha yukarı çıkarmak için fazla bir efor sarfetmedim, ne de olsa daha yükseği yoktu 🙂

kavaklidere ilkokulu karne on yuzilkokul karne arka yuz

Osman'ın Kavaklıdere İlkokulu diploma töreninden- 22 Haziran 1969. Solda ben, annem ve Osman

Osman’ın Kavaklıdere İlkokulu diploma töreninden- 22 Haziran 1969. Solda ben, annem ve Osman

Her yaz kamplara giderdik. En fazla Erdek’deki Halk Bankası kampı ile Alanya’daki Ziraat Bankası kamplarını hatırlarım.

Osman ve babaannem ile beraber Halk Bankası Erdek Kampında

Osman ve babaannem ile beraber Halk Bankası Erdek Kampında

Aramızdaki 5 yaş fark Osman ortaokul ve liseye başlayınca kendini iyiden iyiye göstermişti. Onun ilgi alanları hızla değişiyordu.

Osman, babam ve ben. 1973 veya 1974 olmalı

Osman, babam ve ben. 1973 veya 1974 olmalı

Üniversiteyi kazandığı yıllar Türkiye’nin en karanlık dönemlerinin başlangıcına denk geldi. Lise ve üniversitelerdeki öğrenci olayları gittikçe ölçek büyüterek 12 Eylül darbesine giden yolun taşlarını döşemişti. Tüm anne ve babaların endişeli olduğu günlerdi. MHP’li olarak bilinen Hasan Tan’ın rektör olmasından sonra ODTU’de sürekli boykot yapılmaya başlanmıştı. Çıkan olaylar sonucu okul nihayetinde kapandı. Osman bir ara Kıbrıs’a gitti. ODTU’nün ne zaman açılacağının belli olmaması üzerine de yüksek eğitimine İngiltere Birmingham’daki Aston üniversitesinde devam etti. Bu nedenle benim gençlik dönemim boyunca hemen hemen hiç görüşemedik. Ardından ben Japonya’ya gittim. Türkiye’ye dönüşümden sonra da bir süre İstanbul’a yerleştim. O aralar sık görüşme şansımız oldu.

Japonya'dan döndükten hemen sonra, askere gitmeden hemen önce. Güniz sokaktaki evimizde doğum günümü kutluyoruz- 7 Eylül 1992

Japonya’dan döndükten hemen sonra, askere gitmeden hemen önce. Güniz sokaktaki evimizde doğum günümü kutluyoruz- 7 Eylül 1992

Türkiye’de üç yıl kaldıktan sonra 1995 sonu tekrardan Japonya’ya gittim. O günden beri sadece tatillerimizde, veya iş seyahatlarimizde bir yolunu bulup görüşür olduk. Ama hiç kopmadık. Osman benim düğünümde yanımdaydı. Ben de onunkini kutlamaya geldim.

Osman hayatının Çiçeği ile yaşamını birleştirdiği gün- 27 Ekim 1996. Birbirlerini severek evlendiler. Osman Medicana hastanesinde üçüncü ameliyatına girerken "Hayatım boyunca başıma gelen en iyi şey sendin" demişti Çiçeğe.

Osman hayatının Çiçeği ile yaşamını birleştirdiği gün- 27 Ekim 1996. Birbirlerini severek evlendiler. Osman Medicana hastanesinde üçüncü ameliyatına girerken “Hayatım boyunca başıma gelen en iyi şey sendin” demişti Çiçeğe.

Bir kaç kez tüm aile beraber tatil yapma fırsatımız da oldu. Ayrıca her Ankara’ya geldiğimizde sık sık görüşür, Türkiye’yi kurtarırdık. Türkiye’nin ilerisinde birisiydi Osman. Bir ara politikaya atılmayı bile düşündü. Bana da hep ne zaman geri geleceğimi sorardı. Hastahanede bile bu isteğini yenilemiştir.

Osman, Çiçek, ben ve eşim Ay, bir Ankara tatilimizde Osmanlarda

Osman, Çiçek, ben ve eşim Ay, bir Ankara tatilimizde Osmanlarda

Ben, babam, ve Osman- 20 Ağustos 2005, babamın doğum gününde Ankara Tenis Klüpde

Ben, babam, ve Osman- 20 Ağustos 2005, babamın doğum gününde Ankara Tenis Klüpde

Reklamlar

İki kardeşiz biz” üzerine 4 yorum

  1. Çok duygulu…Bu güzel insanın hayatından bazı kesitlere tanık olduğum için şanslıyım…Çünkü o, eşine rastlamadığım güzel niteliklere sahip bir insandı… Siz hep iki kardeş kalacaksınız, mesafeye rağmen….

    Cevapla
  2. Varlığından ancak hastalığı esnasında haberdar olduğum ve ölümünü takiben hayat hikayesini öğrendiğim Osman Abiyi, o yüzünü bile hiç görmediğim güzel insanı bu kadar çok seveceğimi
    bilemezdim. Ne yazık ki tüm ”kıymetli” ve ”iyi” insanlar gibi Allah onu da çok erken aldı aramızdan. Nurlarda yatsın…Ama giderken bile bu dünyaya ardında senin gibi harika bir kardeş ve biri sana (Mert) diğeri kendisine aşırı benzeyen (Onur) iki muhteşem bebiş bıraktı geride…

    Cevapla
  3. Benim adım Müjdat. Ben 1970 Bandırma doğumluyum. Benim çocuklupğum Erdek Halk Bankası Kampında geçti. Hem yazları, hem kışları oradaydık. 12 Eylül darbesi olduğu sırada da Bandırma’da oturuyorduk. Babam da SSK müfettişi idi. Daha sonra o da Halk Bankası’na geçerek şube müdürlüğü yaptı.
    Yazınız ve fotoğraflar ben de çok derin duygular uyandırdı. O şıkır şıkır giyinmiş, pırıl pırıl anne ve babanızın fotoğrafları benim ailemin eski foptoğraflarına benziyor.
    Benim de kayıplarım var. Anne ve baba sağlar mı? Osman Bey neden vefat etti? Çocukları ne yapıyor? Siz Japonya’dan diöndünüz mü? diye bir sürü soru sorasım geldi. Üstüme vazife değil elbette.
    Neyse lafı uzattım. Sadece teşekkür etmek istemiştim.

    Cevapla
    • Mesajınız için teşekkür ederim. Erdek Halk Bankası Kampı duruyor mu? Geçen senelerde Hereke’ye Erdek’e gitmiştim ama yerini hatırlayamadığım için bakamadım.
      Abim kötü huylu bir kanser sonucu vefat etti. Blogda yazısı var. Hayatta olsa idi iki gün sonra 60. yaşını kutlayacaktık.

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s