Bunları siz yazdınız

Yazanlar: İhsan Akıncı, Okan Demirkan, Egemen Ökte, Nazım Bayraktar, Ümit Esi, Memo Diriker, Duru Duruman Özbakan, Hürol Soyuyüce, Mehmet Onaner, Özge Dumlupınar, Jaklin Kaya, Sevgi Boz, ve diğerleri.

Derleyen: Erol Emed

Osman’ın çok hayranı vardı. Kimisi kişiliğine, espirilerine, duruşuna, kimisi de bilgisine, ve dürüstlüğüne tutulmuştu. Tanıyanlar er ya da geç candan sevdiler onu. Eski mesai arkadaşı İhsan Akıncı “Duruşu, ses tonu, kullandığı sözcükler ve kendine has o gülüşüyle bizler yanında hep rahat davranırdık. Başka insanların hayatlarında olumlu izler bırakarak bu dünyadan göç etmek herkese nasip olmaz” diye özetlemiş.

Yaşadıkları sürece bu insanların Osman ile ilgili güzel anılarını hiçbir zaman unutmayacaklarına inanıyorum.

Osman’ın tarih bilgisi ve tutkusu ile analiz yeteneği beni de dostlarını da büyülemiştir. Okan Demirkan Facebook’daki sayfasına şöyle yazmış: “Atom enerjisinden yeterince faydalanılmadığını tartışıp, bunun hemen ardından Churchill’in savaş gemilerinde kömür yerine mazot kullanarak, savaşı bu ince ayrıntıyla dahice kazandığını anlatırdı” . Okan, Osman’ın 50 yaşından sonra bir de tarih doktorasına başlamasına hayran kalmıştı. Tümör ameliyatını olduktan sonra Okan hastanede ziyaretine gelmişti. O zaman bir kaç yıl sonra  Anakara’dan Çanakkale’de bir köye taşınıp, tarih hocalığı yapma planını da anlatmış.

Nazım Bayraktar Osman ile 1983 yılında Türkiye Atom Enerjisi Kurumunda beraber işe başlamıştı. Bir dönem Osman hergün Nazım’daymış.  Viyana’ya da birlikte gitmişlerdi ve yaklaşık bir sene Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nda çalıştılar. Osman, Nazım’ı çok kapasiteli ve bilgili bulurdu. Ben de tanıdım kendisini ve çok yakın olduk. 11 Mart 2011 yılında Japonya’da meydana gelen o büyük deprem ve ardından yaşanan nükleer felakette bana çok yardımı etmiştir.

Osman’ın nüktedanlığı ve esprili olması insanların yanında kendilerini rahat hissetmelerine yardımcı olmuştur. Zoraki değil doğaldı. Ümit Esi “hatırladığım ve tüm sevdikleri ile paylaştığım en güzel hatıram” diye şu anısını göndermiş: ” Senelerce evvel (15 – 17 sene) çocuklarımı Ankara’daki buz paten sahasına eğlenmeleri için götürmüştüm. Bekleme salonunda Osman ile karşılaştım.- Osman hayırdır, çocuğun olduğu bizden mi saklıyorsun, burada ne yapıyorsun diye sorduğumda – Nüktedanlığı ile, ne var yani herkes çocuğunu mu getirecek BENDE BABAMI getirdim dedi. İnanamadım baktım evet babanız BUZ ÜZERİNDE kayıyordu.” 

Esprileri sadece yaşıtları veya mesai arkadaşları ile sınırlı kalmazdı. Kendinden yaşça küçük veya büyüklerle de rahatça iletişim kurabiliyordu. Komşusu Medar ve Emel Ökte’nin oğulları Egemen bana şu anısını yazmış: “neredeyse gün aşırı görüp konuşurdum ayaküstü bile olsa. Aklımda kalan en güzel anılardan biri, benim üniversiteye girdiğim ilk yıllarda, yemek yapabiliyor olmanın, kızlarla tanışmak için ne kadar faydalı olduğunu anlatmasıydı bana.”

Okan Demirkan’da Osman’ın aralarındaki yaş farkını hiç hissettirmediğini vurguluyor ve şöyle diyor: “benden 20 yaş büyük ama Bana ismimle hitap etsene! Ben daha yaşlanmadım diyen adam. Yüzlerce kişi kardeşim der, demesine ama Osman beni gerçekten kardeş gibi hissettirirdi, her zaman. 20-21 yaşlarımda, İzmir’de en zor günlerimde yanımda olmuş, eşi Çiçek ile birlikte güç vermişlerdi. Ankara yıllarımda az mangal yapmadı bana. O yıllarda her önemli günümde vardı, sağolsun.”

Espri yeteneğinin bu denli gelişmesinde ve insanlarla rahat ilişki kurabilmesinde İngiltere yıllarının da katkısı var hiç şüphesiz.  İngiltere’de dört sene Osman’la beraber okula giden Memo Diriker kendisinin ardından Osman’ın “Overseas Student Officer” seçildiğini yazmış bana. İnsan ilişkilerindeki deneyimi  ve hayata hep neşeli bakabilmesi o yıllarda parladı herhalde.

Herkesin defalarca tekrar ettiği bir özelliğini Hazine Müsteşarlığından mesai arkadaşı Duru Duruman Özbakan ne güzel özetlemiş: “Son derece saygın ağırbaşlı gerçekten çok düzgün bir insan

Etrafındaki olaylara hassas ve insancıl bir yapısı vardı. Sanırım İhsan Akıncı’nın şu sözleri Osman’ın bu özelliğini en iyi anlatıyor: “Osman’ın çok iyi bir aile babası olduğunu düşünüyorum. Bundan yaklaşık 2 yıl önce eşimle (o zaman nişanlımdı) bir Ankara seyahati gerçekleştirmiştik. Bir restoranda Osman ve Çiçek ile akşam yemeğinde buluştuk. Dışarıda hava çok soğuktu ama sohbet gayet içtendi. O görüşmemizde Çiçek daha ikizlere hamile değildi. İkisi o akşam çocuklarının olmaması nedeniyle evlatlık almak istediklerini ve bu bağlamda çoçuk esirgeme kurumuna müracaat ettiklerini söylemişlerdi. Benim tecrübeme göre aileler bu yola çok istisnai şartlarda başvuruyorlar çünkü çocuk kendi genlerinden olmadığıdan onu sevip sevmeme konusunda emin olamıyorlar, ileride eşit mal paylaşımı konusunda aile içinde sorunlar yaşanabiliyor, bazen biyolojik ailesi ileride zorluk çıkartıp tekrar çoçuklarını görmek veya geri isteyebiliyorlar, vs. Açıkçası ikisinin bu kararlı yaklaşımı bizi derinden etkilemişti çünkü çok insancıl ve medeni bir yaklaşımdı”.

Onunla bir kez dahi olsa tanışma fırsatını bulan çoğu kişi, aradan yıllar geçse de unutmadığını ve hiç bir zaman da yardımını esirgemediğini anlatır. Ankara’daki Kenedi Caddesinde oturduğumuz yıllardan mahalle arkadaşı Hürol Soyuyüce şöyle yazmış: “bebeklik arkadaşım, sonra çok sık görüşemedik ama telefonlaşırdık ara sıra yemek yerdik. Ben mcdonald’s Tunalı restoranını açtığımda bana yabancı sermaye ve kredilerle ilgili fikir vermişti ve yol göstermişti, katkısını unutamam.”

Profesyonel yaşamında kendisini tanıyan ve hakkını verenler ne kadar mükemmel bir insan olduğunu biliyor ve söylüyorlar. OECD yılları hakkında mesai arkadaşı Ayşe Öktem’in bir mektubun ayrıca yayına koydum.

Osman Paris görevinden sonra Hazineye dönecektir. O yıllardaki Genel Müdürü Mehmet Onaner şöyle diyor: “1998 yılı başında Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne atandığımda Yardımcılıklardan ikisi için aday belirlemem gerekmekteydi. Hakkında olumlu bilgi aldığım kişilerden biri Osman’dı. Ancak, yurtdışında(Paris’te) görevliydi. Aynı yıl içinde Paris’e bir OECD toplantısına katılmak üzere gittim. Paris’e ayak bastığım andan ayrılışıma kadar hem sosyal, hem de profesyonel alanda tam anlamıyla iyi yetişmiş, görgülü, bilgili bir “beyefendi” ile birlikte oldum. Böylece, Osman o günlerde, tereddütsüz, benim Genel Müdür Yardımcısı adayım oldu ve sonra, hakkettiği bu göreve atandı. Benim için” müstesna” bir iş arkadaşı ve dost doğmuştu. Şanslıydım…”

Osman’la olan dostluğunun emekli olup İstanbul’a taşındıktan sonra da sürdüğünü, Osman’ın acı ve sevinçlerine tanık olduğunu da eklemiş Mehmet Onaner.

Osman dışarıya karşı belli etmezdi içindeki fırtınaları. Kendi derdini kendisine saklardı. OECD Delegasyonu’nda görev yaptığı yıllarda ve daha sonra Hazine’de Osman’la birlikte çalışan Jaklin Kaya şöyle demiş:

Ortak görüşümüz Osman’ın ne kadar kibar, beyefendi, bilgili ve kendine özgü bir mizah anlayışı olduğuydu, iç dünyasını ne olursa olsun göstermez, her zaman sakin, kontrollü bir kişilik sergilerdi. Simdi anlıyorum ki belki de bu mizaci yüzünden hasta düştü…Sakin atın çiftesi pek olur derler, bu görüşüm belki çok üzücü olacak ama sanırım Sevgili Osman çifteyi kendisine attı…hep içine attı…”

Osman ile şöyle bir anısını da paylaştı Jaklin: “Osman, Sekretarya odasının önünden her geçişinde mutlaka bizi selamlar ve bir iki de güzel söz söylerdi. En sevdiği söz de, bizler de daha gençtik o zamanlar, hanımlar nasılsınız, bu oda çiçek bahçesi gibi derdi, biz de odanın çiçekleriydik doğal olarak, bu “çiçek” lafını Osman’ı her andığımızda hatırlarız. Daha sonra eşinin isminin Çiçek olduğunu öğrendiğimizde bu söylemde bir hayır olduğunu ve kendisine uğur getirdiğini düşünmüştük”.

1996 Kasım ayından 1999 Ağustos ayı sonuna kadar Paris’te üç sene birlikte çalıştığı Sevgi Boz Osman’ın işyerindeki ilişkilerini şöyle tanımlamış, ” Hep soğukkanlı ve  sakindi tüm olaylar karşısında…Biz o yıllar Hazine’den gelen üç ekonomi müşaviriydik. Daimi Temsilci Yardımcılığı boştu. O nedenle Osman DTY Vekili gibi görev yapmıştı, kadro Hazine Müsteşarlığında iken. Çok uyumlu çalıştık üç yıl boyunca. Ailece görüştük…Sonra Türkiye’ye döndük . Arkadaşlığımız devam etti”.

Üzerinde çalıştığı konulara ilgisi ve titizliği, farklı meslek guruplarındaki mesai arkadaşlarını da etkilemişti. Osman’ın “çok yönlü ve neşeli bir insan olduğunu” vurgulayan Öge Dumlupınar Osman’ın bu özelliğini şöyle anlatmış: “Onu hep, hukukçu olmamasına rağmen hukukçu olan benimle hukuki konuları tartışırken hatırlıyorum. Bir de dikkatli bir insan olduğunu. Öyle ki, son derece sakar bir insan olduğum için elimde oluşan tükenmez kalem çizgileri veya gömleğime damlayan ufacık bir su lekesi için bile ondan uyarı almışlığım vardır. “

Paris’de üç yıl beraber çalıştığı Sevgi Boz Osman’ın okuma alışkanlığını ve kitaplarını da hatırlıyor, “Okumayı çok severdi bilirsiniz…Odasındaki kitap yığınları geliyor şimdi gözlerimizin önüne…Paris’te Daimi Temsilcilikteki odası öyleydi,  yanlış hatırlamıyorsam Hazine’deki odası da….”.

Aslında sadece kitaplar değil ilgisini çeken herşey hakkında bilgi sahibi olmak için okurdu. İlgisini çeken ve özlem duyduğu alanlardan biri de yatçılıktı. Eylül’de gittiğimde bir dizi yat dergisi almıştım, sonra eski sayıları da arkadaşları getirmişti. O dergileri Okan görmüş, Osman’la aralarında şöyle bir konuşma geçmiş: “Hastanede, yatağının kenarında “Yachts” dergisi vardı. Dergiyi görünce, O’na İstanbul’da yelkenli turu sözü verdim. Ertesi sabah ben İstanbul’a dönmek üzere vedalaşırken, yatağında bir ton ilaç ve serumla duran Osman, parmağını bana doğrultup, “Yelken sözünü unutma!” diye seslendi. Öylece, vedalaştığımızın farkında olmadan vedalaştık.”

Osman Bey’in kaybı bende garip bir boşluk duygusu uyandırdı. Her şeyin olduğu gibi hayatın da bir sonu var. Hayata en güzel gözlerle bakan insanlar için bile diye yazmış bir dostu.

Vedalaştınız mı gerçekten?

Şairin dediği gibi eğer baki kalan kubbede hoş bir seda ise Osman’ın o hoş sedası hep sizlerle kalmayacak mı?

İkizleri Mert ve Onur, henüz 11 aylıklar ama, şimdiden ve her zaman isimleriyle babalarını temsil edecekler.

Bunları siz yazdınız” üzerine bir yorum

  1. 27 Ocak 2013, bugün Osman’ın doğum günü. Aramızdan ayrılmasa idi 55 yaşında olacaktı. Allah rahmet eylesin.

    Arkadaşlarından Aralık ayında bir istekte bulunmuştum. Osman’ile anılarınızı -uzun, kısa farketmez- paylaşabilirmisiniz diye. Bu çabanın amacı ilk başta babalarını tanıma fırsatını bulamayacak olan ikizlerine olabildiğince çok anı ve bilgi bırakmaktı. Ama daha sonra gelen yazıları görünce aslında buna hepimizin ihtiyacı olduğunu farkettim.

    Bugün ağabeyimin 55 doğum gününde çoğunluğu sizden gelen yazılarla doldurulmuş bir web sitesini açıyorum.

    Bazı yazılar uzundu ve onlara dokunmadan olduğu gibi girdim.

    Bazı yazılarda çok anektod vardı. Bu okuduğunuz “Bunları siz yazdınız” başlığı altında topladım. Buraya henüz girmemiş parçalar da var. Dolayısı ile bu yazı değişerek, bölünerek, büyüyerek devam edecektir.

    Bazı yazılarda çok yoğun duygular vardı. Bunları şu anda web sayfalarına yansıtamadım. Ileride ayrı bir kısım altında toplanabilir.

    Bir matem sitesi olarak düşünmedim ve tasarlamadım burasını. Osman’ı kaybetmek bizi çok üzdü ama onu tanıyabilme ayrıcalığı hepimizi mutlu eden bir olay. Bunu yazılarınızdan da farkediyorum. Kaçınılmaz olarak duygulu yazılar olacaktır sitede ama amacım Osman’ı onu hatırlanmak istediği şekilde anmak. Mutlulukla.

    Bu sayfa artık ailesinin olduğu kadar da sizlerin. Devam eden katkılarınızı bekliyorum. Direkt bana gönderebilirsiniz (erolemed@me.com) veya sitedeki “Iletişim” bölgesinden girebilirsiniz.

    Bir dostu şöyle demiş : “Osman’ı seven herkesin, babalarını hiç tanıma fırsatı bulamayacak olan ikizler ve siz değerli aile mensuplarına karşı insani ve vicdani bir görevi. Osman’ın hayatına ilişkin bilgi ve belgeler, bence ikizlere “tam ve eksiksiz olarak” aktarılması gereken en değerli ve kalıcı miras. ”

    Bu sitenin daha çok üzerinde çalışılması gerek. önerileriniz olursa yazın.

    Tanıdıklarınıza, Osman’ı tanıyanlara bu adresi verin. Haber verin. Osman burada, http://www.emedosman.wordpress.com da.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s